Obezite Nedir, Neden Olur? Obezite Belirtileri

İçindekiler

Son yılların en büyük sağlık problemlerinden biri obezitedir. Dünyada her sekiz kişiden birinin obeziteye sahip olduğu düşünülmektedir. 1990'lı yıllardan günümüze dek obeziteli insan sayısı yetişkinlerde ikiye; gençlerde ise dörde katlanarak büyük bir artış göstermiştir. Hatta sekiz yüz milyondan fazla bireyin obeziteyle yaşadığını ortaya koyan veriler bulunmaktadır. Beş yaşının altındaki çocuklarda ise bu sayı otuz beş milyonu geçmektedir. Peki insan sağlığını fazlasıyla tehdit eden bu sağlık probleminin bu kadar yaygınlaşmasının arkasındaki nedenler nelerdir? Obezite neden oluşur ve obeziteden korunmak için neler yapılmalıdır?

Obezite tedavi edilmediğinde birçok sağlık problemini beraberinde getirebilir. Metabolik değişimlerden astıma, sırt ağrısından Alzheimer hastalığına dek çeşitli sağlık sorunları obezite ile ilişkilendirilebilir. Bazı kanserlerin oluşmasında ve yayılmasında da risk faktörü olduğu düşünülen obezite, aynı zamanda mental sorunlara da yol açabilir. Obeziteli bireylerde üzgünlüğün ve mutluğun uçlarda yaşanması daha kolay tetiklenebilir. Depresyonlu bireylerin neredeyse %44'ünün obeziteye sahip olduğu görülmüştür. Kadınlarda infertilitenin oluşmasının arkasındaki en büyük etkenlerden biri de obezite olarak bilinir.

Vücut, yaktığından daha fazla kalori aldığında bu ekstra kalorileri lipit ismi verilen yağlı bileşenlere dönüştürerek depolar. Lipitlerin depolanabileceği dokular tamamen dolduğunda yağ hücreleri büyür ve genişler. Büyüyen yağ hücreleri birtakım kimyasallar ve hormonların salgılanmasına sebep olur. Bu kimyasallar, vücutta inflamasyon yaratarak diğer problemleri tetikler. Örneğin, vücutta inflamasyon artışına bağlı olarak insülin direnci oluşabilir. İnsülin direnci arttığında kandaki yağ ve şeker oranı düşürülememeye başlanır. Kan şekerinin sürekli olarak yüksek kalması yüksek tansiyon problemini doğurabilir.

Aile bireylerinde kalp rahatsızlığına sahip kişiler olan ve obeziteli bireylerin kardiyovasküler hastalıklar geliştirme olasılığı yükselebilir. Koroner arter hastalığı söz konusu kardiyovasküler hastalıklar arasında yer alır. Oksijenli kanı kalbe taşıyan damarlarda daralma, plak oluşumu, yırtılma ve kan akışını kesen pıhtı oluşumu şeklinde kendini gösteren bu rahatsızlık, tedavi edilmediğine kalp krizi ile sonuçlanabilir. Konjestif kalp yetmezliği ve felç riskini de artıran obezite, yapı olarak kardiyovasküler rahatsızlıklar geliştirme eğilimi olan kişiler için oldukça tehlikeli bir sağlık sorunudur.

Obezite Nedir?

Obezite halk arasında genel olarak fazla kilolu olmak olarak bilinir. Fakat "fazla kilolu" tanımı tek başına obezite kriterlerini karşılamaz. Peki tam olarak obezite nedir nedenleri nelerdir? Obezite, vücutta olması gereken miktarın çok üstünde yağ bulunması olarak tanımlanan kompleks bir rahatsızlıktır. Vücut kitle endeksi, boy ve kilonun orantılı olup olmadığını hesaplayan bir ölçüdür. Obezite teşhisinde önemli bir rol oynayan vücut kitle endeksi, obezitenin üç farklı türünden hangisine sahip olunduğunu belirlemeye yardımcıdır. Hastaların hangi tip obeziteye sahip olduklarını bilmesi, doktorları ile birlikte kilo vermek için hangi adımları izlemeleri gerektiğini tespit etmelerini sağlar.

Vücut kitle endeksinin yirmi beş ve otuz arasında olması normal olarak kabul edilir. Bu kişiler fazla kilolu sınıfına dahil edilmez. Metre kare başına denk gelmesi gereken kilogramın otuz ve otuz beş arasında olması obezitenin ilk türüdür. Birinci sınıf olarak da adlandırılan bu tür, düşük riskli olarak kabul edilir. Beden kitle endeksi otuz beş ve kırk arasında olduğunda ise obezitenin ikinci türünün varlığından söz edilebilir. Bu türe sahip kişiler ilk türe kıyasla daha fazla risk altındadır. Üçüncü türde ise beden kitle endeksi kırktan fazladır. Bu grup oldukça yüksek riskli olarak tanılandırılır.

Vücut kitle endeksi, spesifik olarak hangi hastalıkların oluşabileceğini ortaya koyan bir ölçü çeşidi değildir. Bu ölçme sistemi yalnızca obezitenin türünü belirlemede kullanılır. Hastanın obeziteye bağlı olarak hangi rahatsızlıklara sahip olduğunun veya hangi hastalıklar için risk grubunda olduğunun belirlenmesi, çeşitli faktörlere bağlı olup bunlardan bağımsız olarak değerlendirilemez. Söz konusu rahatsızlıkların teşhisi ancak hastanın sağlık geçmişi göz önünde bulundurularak birtakım muayeneler ve testler sonucunda yapılabilir.

Obeziteli bireylerde bel çevresi ölçümü birtakım hastalıklar için risk faktörlerini ortaya çıkarabilir. Kadınlarda doksan, erkeklerde ise yüz birden fazla bir bel çevresi ölçümünün kalp rahatsızlıkları veya şeker hastalığı olasılığını artırabilecek bir unsur olduğu düşünülmektedir. Ek olarak, bazı bireylerde vücut kitle endeksi obezite kategorisinde olabilir. Fakat bu, direkt olarak o kişinin obeziteli olduğu anlamına gelmeyebilir. Örneğin bazı sporcular yüksek kas oranları ile obeziteli bir birey ile aynı VKİ(Vücut Kitle İndeksi) ölçümlerine sahip olabilir. VKİ, direkt olarak vücuttaki yağ oranını ölçmediğinden obezite teşhisi için tek başına yeterli değildir.

Obezite Neden Olur?

Obezite nedir nasıl önlenir sorularının cevaplandırabilmek için öncelikle bu rahatsızlığın nasıl ortaya çıktığını anlamak gerekir. Yağ oranının boya göre orantısız bir şekilde fazla olması, birçok farklı unsurun bir araya gelmesiyle gelişebilir. Genetik sebepler, metabolizma, davranışsal etkenler ve hormonlar obezite sebepleri arasında sayılabilir. Ancak obeziteye giden süreç, kişinin gün içerisinde yaktığından daha fazla kalori tüketmesi ile başlar.

Vücut, herhangi bir fiziksel aktivite yapılmasa dahi fonksiyonların işleyebilmesi için günlük olarak belirli bir miktar kalori yakar. Düzenli egzersiz sayesinde yakılan kaloriler artırılabilir. Kilo vermek için yakılan kalorinin tüketilen kaloriden fazla olması gerekir. Kilonun sabit tutulması için ise tüketilen kalori, yakılan kaloriyi geçmemelidir. Protein, karbonhidrat, sağlıklı yağlar, vitamin ve mineraller açısından dengeli bir diyet ile kilo verme ve kiloyu sabit tutma dengeleri kurulabilir.

Günümüzde fast-food sektörünün yaygınlaşması ile birlikte günlük ihtiyaç duyulan kaloriyi geçmemek gittikçe daha da zor bir hale gelmiştir. Çünkü bu tür yiyecekler içerdikleri sağlıksız yağlar ve şeker ile anlık olarak doygunluk hissi verse de kişinin kısa süre sonra tekrar aç hissetmesine sebep olur. Abur cuburlar ve gazlı içecekler de besin değeri açısından düşük olmalarının yanı sıra oldukça fazla kalori içerir. Beslenme düzeninin çoğunlukla bu tür gıdalardan oluşması ve bu beslenme şeklinin sürdürülmesi kilo almayı kaçınılmaz bir hale getirecektir.

Fiziksel aktivite yapmamak da obeziteyi tetikleyen bir unsurdur. Özellikle masa başı çalışan kişiler, fiziksel işlerde çalışan kişilere göre daha az hareket eder. Gelişen teknolojinin sağladığı online alışveriş, yürüyen merdivenler ve asansörler gibi kolaylıklar da bireyleri daha az hareket etmeye teşvik edebilir. Bu unsurlar kümülatif bir şekilde birikerek obezite tehlikesini artırabilir. Obezite riski altında olan kişiler en kısa sürede doktorlarına başvurarak gerekli adımları izlemelidir. Yaşam tarzında sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz yapma gibi değişikliklere gitmek, obeziteyi önlemede etkili olabilir.

Çok fazla kez denemesine rağmen kilo vermekte başarılı olamamış kişiler için ise bariatrik cerrahi yöntemler bir seçenek olabilir. Obezite cerrahisi olarak da adlandırılan bu müdahaleler, mide ve ince bağırsakta gerçekleştirilir. Söz konusu cerrahi operasyonlar, hastaların fazla besin tüketmesini engelleyici ve tokluk hissini arttırıcı etkilere sahiptir. Hastalar, cerrahi müdahale sonrasında doktorlarının yönlendirmesi ile beslenmelerinde değişiklikler yapmalıdır. Bariatrik dönem süresince besin değeri düşük ve yüksek kalorili yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalıdır. Bu dönemde bariatrik dönem paketi gibi ürünlere başvurulabilir.

Çocuklarda Obezite

Obezite yalnızca yetişkinleri etkileyen bir sağlık sorunu olmaktan çok uzaktır. Çocuklarda obezite oldukça ciddi bir problem olup ergen bireyleri de etkilemektedir. Geçmişte halk arasında yetişkin hastalıkları olarak bilinen yüksek tansiyon ve kolesterolün tetikleyici unsuru olan fazla kilolu olmak, çocuklarda da gittikçe yaygınlaşmaya başlamıştır. Çocuk obezitesi, fiziksel sağlık sorunlarının yanı sıra mental olarak da çok yıkıcı etkileye sahip olabilir. Düşük özgüvenle birlikte gelişen depresyon ve diğer mental problemler obezite sonucu ortaya çıkabilir.

Çocuklarda obezite nedir sorusunu cevaplandırabilmek için çeşitli unsurların bir arada değerlendirilmesi gerekir. Örneğin her tombul çocuğun obeziteli olduğunu söylemek mümkün değildir. Gelişme ve büyüme sürecinin farklı evrelerinde yağ oranı da buna bağlı olarak değişecektir. Bazı çocuklar ise yapı olarak diğerlerine kıyasla daha iri olabilir. Bu onların spesifik olarak obeziteli olduğu anlamını taşımaz. Peki çocuklarda obezite nedir neden olur? Çocuklarda obezite için vücut kitle endeksi değerleri genellikle yüzdelik olarak ifade edilir. İdeal indeksin %5'lik altındaki dilimde kalan çocuklar olması gerekenden zayıf olarak nitelendirilir. %5 ve %85 arasındaki dilime yer alan çocuklar ise normal bir kilodadır. %95'lik dilime kadarki alanda yer alan çocuklar ise obez kategorisine dahil edilebilir.

Hızlı bir şekilde fazla kilo almaya başladığı gözlemlenen çocukların doktor kontrolüne götürülmesi gerekebilir. Aile geçmişi incelemesi, VKİ ve diğer muayeneler ışığında çocuk obezitesi teşhisi konulur. Bu teşhisi alan çocukların doktorun verdiği beslenme düzenine uyması yetişkinlere kıyasla daha zor olabilir. Bu sebeple obezite tedavisi olarak kilo verme sürecinde olan çocuklar, aileleri tarafından mutlaka desteklenmelidir. Ailenin gerekli yaşam tarzı değişikliklerini hep birlikte uygulamaya başlaması, çocuk için teşvik edici bir unsur olarak öne çıkar.

Obezite, çocuklarda birçok farklı sorunun habercisi olabilir. Yüksek stres altında olan çocuklar, sorunlarıyla baş etme mekanizması olarak fazla yeme alışkanlıkları geliştirebilir. Yapacak başka daha iyi bir aktivite olmadığını düşünen çocuklar da can sıkıntısından kaynaklı yemek yemeye başvurabilir. Bu noktada aile bireylerinin etkisi de oldukça önemlidir. Benzer şekilde duygusal yeme problemlerine sahip anne babalar, çoğunlukla bu alışkanlıklarını çocuklarına aktarır.

Yetişkinlerde Obezite

Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında obezite probleminin en yaygın rastlandığı ülkedir. Yetişkin birey nüfusun %30'undan fazlasının obezite ile mücadele ettiği ortaya konmuştur. Bu, her üç kişiden birinin obeziteli olduğu anlamına gelmektedir. Hem erkekler hem kadınlar arasında oldukça yaygın olan obezite, yalnızca Türkiye'de değil dünya genelinde birçok yetişkinin başa çıkmaya çalıştığı bir sağlık problemidir.

Yaş ilerledikçe kilo vermenin zorlaştığı düşünülebilir. Fakat doğru beslenme ve spor stratejileri sayesinde obezite sorununu ortadan kaldırmak mümkündür. Kilo verme sürecindeki yetişkinlerin bir doktor kontrolünde beslenmelerini düzenlemesi oldukça önemlidir. Çünkü birçok yetişkin hiçbir besin tüketmeden kilo vermeye çalışmak gibi sağlıksız ve tehlikeli yöntemlere başvurmaktadır. Bu tür bir kilo verme stratejisi izleyenler öncelikle kolayca kilo verdikleri yanılgısına kapılabilir. Fakat söz konusu strateji, kas kaybına yol açtığı için bir kilo kaybı illüzyonu yaratır. İlerleyen dönemlerde bu kişilerin metabolizması yavaşlar. Ardından öncekinden de hızlı bir şekilde kilo alma sürecine girilir.

Yetişkin kadınlarda obezitenin tetikleyici unsurlarından biri hamileliktir. Anne adaylarının gebelik süresi boyunca almaları gereken kilo, vücut kütle endekslerine bağlı olarak beş ve on sekiz arasında değişebilir. Fakat bazı kadınlar hamilelikte ideal oranın çok üstünde kilo alabilirler. Doğum sonrası bu kiloları vermekte zorlanmak ve yüksek kalorili bir beslenme düzeni ile birlikte, obezite başlangıcı sürecine girilebilir. Bu durumu elimine etmek isteyen kişiler bir diyetisyen ile birlikte çalışarak obezite riskini azaltabilir. Doğum sonrası süreç depresyonlu geçebileceği için bu dönemde psikolojik destek de alınması önerilir.

Yetişkinlerde obezite nedir neden olur sorularının cevaplarından bir tanesi de sigara kullanımı bırakmak olarak değerlendirilir. Bu süreçte birçok yetişkin sigaranın yerini sağlıksız yiyeceklerle doldurmaya çalışır. Bu dönemde alınan kiloların sonradan verilememesi obezite ile sonuçlanabilir. Fakat bu durumdan kilo almamak için sigaranın bırakılmaması gerektiği gibi bir varsayım çıkarılmamalıdır. Sigara kullanımını sonlandırmak her açıdan bir bireyin sağlığını olumlu yönde etkiler. Bu süreçte kilo alımının önlenmesi için bir diyetisyenden yardım alınabilir.

Obezite Belirtileri Nelerdir?

Vücut kitle indeksinin normal oranın üstünde olması obezite belirtilerinden biridir. Aynı zamanda obeziteyi işaret edebilecek çeşitli problemler bulunur. Örneğin, obeziteli bireyler gün içerisinde sık sık nefes darlığı yaşayabilir. Uyandıktan ve basit fiziksel aktivitelerden sonra nefes darlığı yaşamak obezitenin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir. Bir diğer obezite belirtisi ise çok fazla terlemektir. Fazla kilolar vücudun normal bir şekilde çalışabilmesi için iki kat enerji harcanmasını gerektirdiğinden fazla terleme gerçekleşir.

Boyun bölgesindeki fazla yağlar üst hava yollarının kısıtlanmasına yol açabilir. Bu durum bireylerin yatma pozisyonunda düzgün bir şekilde nefes alamamasına sebep olur. Horlama olarak kendini gösteren söz konusu problem, obeziteli kişiler arasında oldukça yaygın bir sorundur. Obezitenin diğer semptomları arasında eklem ve sırt ağrısı, sık sık ve erken yorulma yer alır. Obezite, kişinin kendine olan güvenini etkileyebilir. Bu sebeple bu kişiler kendilerini yalnız hissedebilir. Fazla kiloların sebep olduğu mental problemler, aileler ve arkadaşlar ile kurulan ilişkileri de etkileyebilir.

Obezite ile mücadele eden ve bu sorunun ortaya çıkardığı negatif unsurları ortadan kaldırmak isteyen kişiler doktor kontrolünde sağlıklı bir şekilde kilo verme programlarına başvurabilir. Hastanın boy ve kilo ölçümleri ve diğer sağlık problemleri göz önünde bulundurularak kişiye özel bir beslenme programı oluşturulur. Obezite tedavisinde beslenme ve spora alternatif olarak cerrahi yöntemler de kullanılmaktadır. Özellikle uzun yıllar boyunca kilo verememiş kişilere bariatrik cerrahi müdahaleler uygulanabilir. Ancak hastaların bariatrik cerrahi sonra beslenme düzenlerine dikkat etmeleri gerekir.

Obezitenin Ketojenik Diyet ve Kalibra Diyeti ile İlişkisi Nedir?

Ketojenik diyet, karbonhidrat alımının oldukça kısıtlı olduğu bir diyet türüdür. Bu diyet türünde kalorilerin çoğu sağlıklı yağlardan alınır. Kalan kaloriler ise proteinleri ve lifleri içerir. Obeziteli kişilerde keto diyeti oldukça etkili sonuçlar verebilmektedir. Bir çeşit ketojenik diyet türü olan Kalibra Diyeti'nde ketojenik diyetin düşük kalorili bir versiyonu uygulanır. Bu yöntem ile kilo vermeyi düşünen kişilerin aklında "Kalibra Diyeti nedir?" gibi sorular yer alabilir.

Kalibra Diyet programı, protein ve lif açısından yüksek karbonhidrat açısından düşük olan Kalibra besinlerini içerir. Bu program sayesinde obeziteli bireylerin sağlıklı bir şekilde kilo verebilmesi mümkün hale gelir. Kalibra Diyeti'nden maksimum verimin alınabilmesi için düzenli egzersiz yapılması önerilir. Bu diyet belirli bir süre uygulandıktan sonra vücut "ketosis" evresine girer. Bu metabolik evrede enerji üretimi için besinlerden alınan karbonhidratlar değil, tüketilen sağlıklı yağlar veya vücutta halihazırda depolanmış olan yağlar kullanılır. Böylece yağ yakım süreci başlamış olur.

Avokado, zeytinyağı, somon ve yumurta gibi besinlerde yer alan sağlıklı yağlar ketojenik diyetin temelini oluşturur. İşlenmiş ve şekerli yiyeceklere bu diyette yer verilmez. Aynı şekilde pirinç ve patates gibi nişastalı karbonhidratlarda ancak kısıtlı bir şekilde tüketilebilir. Yeşil sebzeler, domates, biber ve soğan gibi düşük kalorili sebzeler yenilebilir. Ancak şeker ve karbonhidrat oranı yüksek meyve ve sebzeleri çok sık tüketmemeye özen gösterilmelidir. Kalori saymadan kilo vermek isteyen kişiler için keto diyeti, iyi bir alternatif olabilir.

Kategoriler: Genel

Sepetim

Sepetinizde başka ürün yok